"
Bilgiler Kemençeviler Yapımcılar İz bırakanlar Fotoğraflar Ses kayıtları
<< anasayfa >>

kaynaklar

Haldun Menemencioğlu

Fikret Karakaya

Cenap Başoğul

Dr.Nazmi Özalp

Şener Dinçer

Sercan Halili

Erhan Bayram-1

Erhan Bayram-2

Erhan Bayram-3

makale-sempozyum

İhsan Özgen ile Söyleşi

Veyis Yeğin

Veyis Yeğin-2

Nermin Kaygusuz

Cinuçen Tanrıkorur

Can Akkoç

Sercan Halili
Sahibi olduğu Musiki Mecmuası'nda yayınladığı bu belgeyi bana gönderen saygı değer hocam Etem Ruhi Üngör'e teşekkür ederim.
Aziz Baziki

 

 

 

 

 

sayfa 2 >>

 

Musiki Mecmuası no:260

Dizgi,Baskı ve Cilt:Yörük Matbaası İstanbul - 1970

 

KEMENÇE HAKKINDA ETÜD

HALDUN MENEMENCİOĞLU

GİRİŞ

<< Musiki Mecmuası sahibi Etem Üngör beyefendiden 5.1.1970 tarihinde bir mektup aldım.<<Kemençe>>hakkında bir yazı neşretmek istediğini ve şimdiye kadar bu mevzuda hiçbir yerde ciddi bir araştırma yapılmadığını bildiriyor ve bu saz hakkında benim bir yazı hazırlamamı ve bu yazıda da bilhassa aşağıdaki hususların bulunmasını arzu ediyordu:

1.Yapılışı (ölçü ve malzemeleri)

Tanburi Cemil'e ait Baron yapısı süslü ve değerli
<<Kuşlukemençe>> diye anılmaktadır. Kemençe halen rahmetli Mesud Cemil'in refikası sayın Naime Hanım efendi'de bulunmak tadır. Bu kemençe deki kuşlu motiflerin aksi, marküteri olarak Ruşen Ferit Kamda bulunan Baron yapısı bir kemençe'dedir.
resmi büyült

2.Telleri

3.Akortu

4.Ambitus (ses sahası)

5.Diğer yaylılara nazaran musikimizdeki mevkii

6.İcra tekniği

7.Yapıcıları ve çalıcıları

8.Tarihçe

               Her türlü elem ve hissiyatıma candan ortak olan 40 senedir çalmaya 20 senedir de imâl ve tamire yeltendiğim bu dostum ve yar-ı vefadarım hakkında bildiklerimi bir araya toplamak,bilmediklerimi araştırmak ve öğrenmek ve umumî efkâra arz etmek şerefi ve zevki bana ilk anda pek cazip göründü.Fakat mevzuun detayına girdikçe bilhassa tarihçe bahsinde karanlığı gittikçe artan bir boşluk içinde buldum kendimi .Hakikaten bu mevzuda ciddi bir araştırma yapılmamıştı veya yapılmış da benim malûmatım yoktu.Altı ay gibi kısa bir zaman içinde meçhulleri halletmek hiç de kolay olmayacaktı ve olmadıda.Dostlarımın değerli yardımlarına ,bilhassa Etem Üngör beyefendinin pek kıymetli kütüphanesinden çıkarabildiğim hakikatlere kendi bilgi dağarcığımdakilerini de ilave etmek suretiyle bu makaleyi hazırlayabildim.

Berveçhi peşin hemen arzedeyim ki bu etüdümün kusursuz olduğunu iddia edecek kadar safdillerden değilim.Herhalde bazı kusurları ve eksik noktaları olacaktır.Ancak yanlışı yoktur diyebilirim.Tek tesellim benden sonra geleceklere daha geniş ve daha ilmi araştırma yapacaklara bir başlangıç noktası olması düşüncesidir.Benim naçiz çalışmam bundan ileri gidemedi.İnşallah istikbalde daha verimli ve hayırlı neticeler alacak kimseler zuhur etsin.Eğer bir yanlışlığa düşmüş isem beni techil bahasına da olsa hakikati izhara vesile olacak zevata şimdiden müteşekkirim.Samimi olduğuna inandığım kusurlarımdan dolayı okuyucularımdan özür dilerim.Çalışmam için bana pek geniş imkanlar hazırlayan her türlü kolaylığı esirgemeyen mütemadi teşvik eden ve bu yazıda büyük dahli olan Etem Üngör beyefendiye burada alenen teşekkürden zevk duyuyorum.Diğer bahislerde bilhassa çalıcılar bahsindeki pek kıymetli yardımlarından dolayı diğer dostlarıma minnettar olduğumu burada beyan etmek isterim.

YAPILIŞI VE MALZEMESİ

Kemençe imalinde kullanılan malzemeyi 4 gurupta mütalea etmek mümkündür.

1.Tekne için kullanılan ağaçlar

2.Göğüs için kullanılan ağaçlar

3.Tezyinat için kullanılan malzeme

4.Yay

1.Tekne

Eskiden yapılmış ve zamanımıza kadar kalabilmiş Kemençe'ler<<Baron>> ve <<İzmitli>> yapıları; abanoz,pelesenk,kan ağacı,karadut,Hint gölü ve ardıç'tan ibarettir.Daha sonraları yapılmış Kemençe'lerde ceviz maun ve kelebek gibi ağaçlar da kullanılmıştır.Fakat calibi dikkat olan nokta Baron ve İzmitli yapılarında ceviz ve maun kelebek gibi ağaçlara tesadüf edilmeyişidir.Abanoz , pelesenk, kan ağacı gibi sert ağaçlardan mamul Kemençe'ler ağırca oldukları için dizde durma bakımından makbuldürler.Çünkü ,Kemençe ne kadar ağır olursa tek diz üzerinde durması da o kadar kolaylaşır.Lâkin ,rezonans bakımından yukarıda gösterilen ağaçlara nisbeten ardıç ve karadut daha fazla makbuldür.Bu ikisi evvelkiler kadar ağır değildir.Fakat ihtizazı daha yüksek ağaçlardır.<<Sesi göğüs tahtası verir nazariyesi bugün iflâs etmiştir.Seste,teknedeki ağaç cinsinin de hatta kalınlığının da aşağı yukarı yüzde kırk dahli vardır.Bilhassa dikenli ardıç hem ağıra yakın hem de en çok rezonansa müsait ağaç oluşu bakımından birinci sırayı işgal etmektedir.Daha sonraları yaşamış ustalar ceviz, kelebek ve buna mumasil sair ağaçları da kullanmışlar fakat yukarıda zikredilen ağaçların verdiği randımanı alamamışlardır.

11.Göğüs

Burada ancak bir tek ağacı tanır ve düşünebiliriz.O da rakipsiz ve istisnasız <<Servi>> dir.Kemençe' mize o esrar dolu şikayetler saklı sesi veren ancak bu tahtadır.Eski mütaassıp ustalar göğüs imalinde bunu kullanmışlar bundan başka tahtaya da el sürmemişlerdir.Bundan sonra yapılan bazı Kemençe'lerde daha yüksek bir ses elde edebilmek için çam,lâdin,köknar dahi kullanılmıştır.Ancak bildiğimiz ve anladığımız manada ve tonda Kemençe sesi kaybolmuştur.

Servi,<<mezarlık servisi>> ve <<saray servisi>> olmak üzere iki nevidir.Göğüs imali için mezarlık servisi makbul tutulmaz. Çünkü fazla yağlı ve sert oluşundan bu işe tam elverişli değildir.Makbul olan saray servisidir ki dağlarda , bayırlarda münferid olarak yetişenidir.Bu servi cinsi yağsız ve evvelkine nazaran daha yumuşaktır.Reyeleri daha geniş ve muntazamdır.Verdiği sesde o nisbette muhrik ve fazladır.Fakat en yağlı ve sert bir serviyi yarım saat içinde kupkuru ve yumuşak bir hale getirmek yolunu buldum.Ve yaptığım her tecrübede yüzde yüz muvaffak oldum.Öbür dünyada bana bunun lüzumu olamayacağı için bazı eslâfın <<hafâyâdır>> zihniyetiyle mezarına beraber götürdükleri sırların cemiyete ve sanata neler kaybettirdiğini yakinen bildiğimden o hataya düşmemek için bu aciz buluşumu burada zikretmeyi muvafık buldum.Benden sonra gelenler de buna bir şey ilave ederlerse ne mutlu.Metot şudur: Kapak tahtası taslak haline getirildikten sonra otomatik tencere ( düdüklü tencere) ye konulur. Suyun içinde 25-30 dakika kaynatılır.Bilâhare serin bir yerde iki-üç gün kurumaya terk edilir.En yağlı ve sert tahtada yağdan ve sertlikten eser kalmaz.Kapak imaline fevkalâde müsait bir hal iktisab eder.Yani, yaş sistemle fırınlanmış olur.Bilâhare son tesviyesi de ikmalen tekneye yapıştırılır.Geniş elyaflı servi göğüs imali için çok elverişlidir.

Güzel ses ve temini için tekne kalınlığı bahsine ait bir vak'ayı burada arz etmek isterim.Rahmetli Kemal Niyazi Seyhun'a ait bir Kemençe'nin teknesinin gayet kalın olduğunu gördüm .Kapağı çıkardım , tekneyi oyarak incelttim.Aynı kapağı hiç tadilata uğratmadan tekrar yapıştırdım.Ses,rezonans ve volüm bakımından eskisine nazaran asgari yüzde elli fazlalaştı.Bu maruzatım ileride Kemençe yapacakların kulaklarına küpe olsun.

111.TEZYİNAT

Bu işte kullanılan malzemenin başlıcası <Sedef>,<Fildiş> ,<Bağ> ,<Abanoz> ,bazen de <Boynuz> dan ibarettir. Mesela abanoz ile fildişi veya sedef, bağ ile sedef veya fildişi kullanılmak suretiyle vücuda getirilmiş markütleri modelleriyle süslü sanat eseri eski Kemençe'leri görmek mümkündür.Bilhassa sedefkâr Vasıf'ın eserlerini bugün hâlâ, hayret ve hayranlıkla seyrediyoruz.Bu güzel sazın öz malımız olamadığı kanaati ortaya çıktıktan sonra doğan hüznümüzü,gerek ses ve gerek tezyinat bakımından en güzellerini bizim yapışımız kısmen olsun telâfi etmektedir.

1V. YAY

Kemençe yayı , kendine göre bir hususiyet arzeder.Boyu ortalama olarak 55 ile 60 cm. arasında değişir. Tıpkı keman yayı gibi at kuyruğunun beyaz renklisidir.Kıllar, esasında gevşek olup meşinden yapılmış olan dip kısmına orta parmağın takılması ile gerginlik verilir.Tahta kısmı;gül, kan ağacı, yılan ağacı,abanoz,pelesenk ve en ideali de Keman yaylarında kullanılan <<Femnanbuk>> (1) ağacından olanıdır.Kemençe yayının ağır olması şarttır.

TELLERİ VE AKORTU

Kemençe, üç telli bir sazdır.Telleri perdelikten takriben bir santim yukarıdadır.Diğer sazlarda olduğu gibi tellerin üzerine basılmayıp parmak uçlarıyla perdeliğe basmak ve tırnak yüzlerini tellere temas ettirmek suretiyle çalınır.Akortu ise, Yegah, Rast ve Neva dır.Tellerinin cinsi barsaktan yapılmış kiriştir.Neva ve Rast çıplak kiriş,Yegah ise içi kiriş ve dışı sim sarılı Keman'ın Sol telidir.Nevası, Viyolonselin La'sına , Rastı da keza aynı sazın Re'sine tekabül eder.Mevzuun dışına çıkmış olmak korkusuna rağmen bugün maalesef ekser Kemençe'lerde kullanılan krome tellere temas etmeden geçemiyeceğim.Sözlerim kimseye tariz olmayıp kaybolan bir orijinalite ve güzelliğin teessüründen mütevellittir.Nasıl ki Nay'ı tahayyül ettiğimizde aklımıza ilk anda kamış gelirse Kemençe dediğimizde de kiriş telleri düşünebiliriz.Sazın bünyesinde saklı şikayetler dolu esrarlı ve hüzünlü sesi ancak kiriş tellerde bulabiliriz.Karyola demirinden Nay yapılmadığı gibi krome tellere de hakiki Kemençe sesi bulunamıyor.Fakat maalesef,ananeye hürmetkâr bir-iki icracıdan gayri diğer Kemençe' cilerin hepsi krome telleri kullanmaktadırlar.Cümbüşten çıkan ses nasıl ki Ud zevki veremiyorsa,krome telli Kemençe' den çıkan ses, tabir caizse çatlak Zurna'yı,burnunda arıza olan hımhım bir hanendeyi hatırlatmaktadır.

Ben vaktiyle Keman çalmakla musikiye başladım.O zaman krome tel yoktu.Keman, kiriş tellerle çalınırdı.Bilâhare krome teller icadedildi ve Kemanın o munis sesi yerine haşin çetin bir maden sesi kaim oldu.Ben bu iki hâli bizzat yaşadım.Hz.Cemil' deki sonsuz deha ancak ve ancak kiriş tel kullanması suretiyle ve bir-iki kırık dökük plâk vasıtasıyla bize aksetmektedir. Merhum, farzımuhal olarak acaba krome tel kullansa idi taksimlerindeki bu cazip tonu bulmak mümkün olacak mı idi? Hiç şüphesiz asla. Rahmetli Kemani Reşat'ın kiriş telli Keman'ından çıkarttığı sesleri <<bilhassa kapalı Neva>> bugün hâlâ tehassürle tahattur ediyorum. Ve bir benzerini de bulamıyorum, bulamayacağım da. Bugün garp, krom ve çelik tel bahsinde pervasızca ne kadar ileri gitmiş olduğunu anladı. Kiriş tellerin mûnis havasını bulmak için daimi bir laboratuar tecrübesi içinde ve mütemadiyen Keman, Viyolonsel tellerinde yeni buluşlar yapıyor. Tonu yumuşatmaya çalışıyor. Krome tellerin içindeki çelik yerine naylon tecrübe ediyor. Ve her yeni buluşu ile de ilk hareket noktasına yaklaşıyor. Şu hakikati ehemmiyetle arz etmek isterim ki kiriş telden sıhhatli ve pürüzsüz ses çıkartmak gayet müşkildir. Cemil merhumun tabiri ile çalması demirden leblebi olan Kemençe'den kiriş tellerle ses çıkartması kat be kat zordur. Buna karşılık krome tellerde bu müşkil kalite ve tonun bozulmasına rağmen haddiazamide ortadan kalkmaktadır. Bazi icrakârların bu yolu tercihlerine yegâne sebepte budur.

Asrımızda herkes işin kolay tarafına kaçıyor. Fabrika varken kimse dönüp el tezgâhına bakmıyor. El işi sanat eserleri gittikçe azalıyor. Buna karşılık fabrikasyon meta o nisbette fazla. Hülâsa olarak artık hiç kimse pirinç tanesinin üzerine besmeleişerif yazmayıdüşünmüyor da pilav halinde ortaya gelmiş pirinçlere besmele ile (belki de besmelesiz) kaşık sallamaya bakıyor.

AMBİTUSU

Musikimizde bugüne kadar gelmiş olan eserler Tanbur'daki perdelerden de anlaşılacağı veçhile iki oktavlık bir sahada cereyan etmekte pek istisnai ahval de tiz hüseyni, ender olarak da tiz acem ( o da kısmen çarpma olarak) perdesi kullanılmaktadır. Kemençe'de bu perdeleri bulmak hatta tiz gerdaniye ve tiz muhayyer perdelerine de çıkmak mümkündür. Lâkin bu iki buçuk oktava yaklaşan ambitusun avantajını bir tarafa bırakıp Kemençe'ye iki oktavlık bir saz demek daha isabetlidir. Bazı kayıtlarda, meselâ yeni yayınlanan <<Türk Musikisi Ansiklopedisi>> isimli eserin Kemençe maddesinde ambitusu kat'i olarak iki buçuk oktav gösterilmekte ise de böyle bir tahdidin ilmi olmaktan ziyade indi oluşu göze çarpmaktadır.Çünkü Kemençe'de tiz gerdaniye ne ise tiz muhayyer de o demektir. Binaenaleyh tahdit doğru bir şey değildir. Kaldı ki bu sesler musikimizde ve Kemençe'de zaten kullanılmamakta olup icrası da hayale istinad etmektedir.

DİĞER YAYLILARA NAZARAN MUSİKİMİZDEKİ MEVKİİ

Bugünün şartlarının icap ettirdiği transpozision zorluklarını göz önünde bulundurmakla beraber Kemence, musikimizin bünyesine en uygun ve en başta gelen tekyaylı sazdır.Bu saz ile musikimizin her nevi ezcümle klâsik,dînî,şarkiyat,oyunhavaları,köçekceler başka hiçbir yaylının muavenetine ihtiyaç olmadan kabili icradır.Alelumun şarkta ve bizde hâkim mistik ve hüzünlü havaya en uygun ses Kemençe'dedir.Bu husus keyfiyet olarak erbabınca müsellem olduğu gibi fizikman da isbat edilmiştir.(2) Türk musikisini en iyi anlamış ve anlatmış olduğuna iman ettiğim Cemil merhum Keman' a el sürmemiş ve plâklarında Kemençe' nin ne demek olduğunu ve bununla neler yapılabildiğini bize sarahaten anlatmıştır.Yakın bir tarihe kadar kıvrak ve icrası o nisbette zor köçekçeler yalnız Kemençe ve Lâvta ile icra edilirdi.Bugün dahi dînî musikide Neyler arasında ancak Kemençe'yi görüyoruz.Bu fikrime Keman 'ın yaptığını Kemençe yapabilirmi? Diye itiraz edenler olacaktır.Onlara peşin olarak kısaca cevabım<Bugün keman'ın yaptığını Kemençe yapmıyorsa bu kabahat bizatihi Kemençe'nin olmayıp Kemençe'cinindir.>demek olacaktır.Maksadım Keman'ı kötülemek değil ancak Kemençe'nin hakiki mevkiini izahtan ibarettir.

İCRA TEKNİĞİ

Kemençe'miz hakkında maalesef şimdiye kadar basılmış bir metot yoktur.Rahmetli dostum Mesud Cemil babasının yazılmaya başlanmış ve yarım kalmış bir Kemençe metodundan bana bahseder hatta ilk cümlesinin<<Kemençe ka' r ile ( yay ile ) çalınan bir sazdır.>> diye başladığını söylerdi .Hangi sebeblerle ikmal edilemediği yazılan kısmının da nerede olduğu bugünün meçhulleri arasında.Eğer bir metoda sahip olsaydık Kemençe'nin tekniği hakkında daha selâhiyetle konuşur ve dolayısıyla daha faideli olurduk.Hiç olmazsa bu sazı çalma yollarında daha az suubetle yürürdük.<<İhtiyaç mader-i ihtiradır>>hükmünce kat'i ihtiyaç hissedildiği gün herhalde böyle bir metoda sahip olacağız.Ama kim yazacak ve kime yazacak ?orası da Allahın bileceği bir iştir.Çünkü gün geçtikçe mevcudu azalan ve yerine başkasının kaim olmadığı Kemençeci'ler yakın bir tarihte tükeneceğe benziyor.

 

 

 

 

 

 

Resmi büyült

Kim kimden ne öğrenmiştir? Öğreten de ne öğretmiştir? Bu mevzuun içine girmek istemem.Lâkin bana hiç kimse bir şey öğretmemiştir.Tabir caizse kırk senedir kendi yağımla kavrulmuşumdur.Doğru konuşmak icabederse alaydan yetişmişimdir.Mektebimiz,metodumuz olmadığına göre zaten hiç birimiz bu işin tekniğine tam mânâsı ile vakıf değiliz. Herkes kolayına geldiği gibi bu işi yürütmektedir.Herkes kendine göre haklıdır .Ve herkes kendine göre üstaddır.

Şimdi bu izahatımdan sonra bu işin teknik bahsine temastan ziyade kendimce tatbik edilen usulden bahsetmek isterim.Maksadım Kemençe dersi vermeye kalkıp gülünç olmak değildir.Evvelâ bu mevzuu <Yay> ve<Parmak> olarak iki noktada mütalea etmek doğrudur.

Kemençe sol diz üzerine dayanmak suretiyle çalınır.Yayı tutan sağ elin bileği hiçbir zaman supleksini kaybetmemelidir.Yani,kol ile değil bilek hareketleriyle çalınmalıdır.Yaylar Keman'da olduğu gibi uzun değil bilakis kısa kısadır.Yani aşağı yukarı sağ kol gövdeye yarı yapışık haldeyken bilek ile yay çekmek suretiyle çalınmalıdır.Bir telden diğerine geçerken kolu ileri geri hareket ettirmeyip diz üzerinde duran Kemençe'ye mihveri etrafında bir hareket vermek suretiyle telleri yaya yaklaştırıp uzaklaştırmalıdır.Bu şekil çalış, süratli bir geçişi çok kolaylaştırır ve mümkün kılar.Yayın tellere temas ettiği nokta etrafında teşekkül eden dört zaviyenin de 90 ar derece olmasına bilhassa dikkat edilmelidir.Yayın eşiğe olan mesafesi kat'i surette en fazla 4-5 cm.'i aşmamalıdır.Hatta 3.5 cm. de ton bakımından daha sıhhatli bir ses bulmak kabildir.Bu sayede Kemençe'nin bünyesinde gizli olan ses ortaya çıkar.Kemençe'nin dizde teşkil ettiği zaviye ise 75-80 derece arasında olmalıdır.Yayın tellere fazla bastırılması cazırdamayı, az teması ise çürük bir sesi intac eder.En iyisi bu işin ortasını bulmaktır.Tabii icabı hale göre bu keyfiyet değişebilir.

Sol ele gelince yaptığı iş sağ el kadar olmasa da hiç de küçük görülecek cinsten değildir.Evvelâ, doğru bir ses bulabilmek için tam yerine basmaya son derece dikkat edilmelidir.Tellere fazla abanmak doğru değildir.Çünkü tam yerine basılmış olsa bile telin gerilmesi dolayısıyla ses cüz'i de olsa tizleşir.Ve falso hissini verir.Bilhassa fazla vibrasyondan kaçınılmalıdır.Çünkü çıkan ses hırçın ve asabi bir kadının kararsız mizacını andırır.Kabil olduğu kadar kapalı ve iç seslere itibar edilmelidir.Açık rast ve açık neva perdeleri büyük bir zaruret olmadıkça kullanılmamalıdır.İleride,kendimde bir metod yazacak cür'eti bulursam bu ve buna benzer hususatı daha komplike bir şekilde arzetmek isterim.Şimdilik maruzatım bu kadardır Bu bahsi kapamadan şuna da işaret edeyimki,Kemençe çok küçük ve şirin yapılı bir saz olmasına rağmen en çetin ve en hırçın bir sazdır.Ona tam mânâsıyla hakim olmak gerektir .En küçük ihmal ve dalgınlığı asla affetmez.İnsan bir anda hırçın bir atın üzerindeki dalgın ve ihmalci süvarinin akibetine uğrar.Çünkü falsoya en elverişli bir sazdır.Doğru ve sıhhatli bir sesçıkarmak daimi dikkat ve ihtimam işidir.Arzettiğim hususata riayet eden kimse hilkatten de nasibedar ise Kemençe'de muvaffak olmuş demektir.

YAPICILARI

Kemençe imâlinde hakiki mânâsıyla iki usta ( lütiye)tanıyoruz;Ermeni asıllı <Baron / Baronak>,Rum asıllı <Küçük İzmitli> Bütün araştırmama rağmen İzmitli'nin maalesef ismini bulamadım.Bunlardan sonra gelen diğer usta ve yapıcılar, yapılarında Baron ve İzmitli'yi taklit etmişler,bazısı yaklaşmış ,bazısı uzaklaşmış.Fakat hakiki mânâsıyla hiç biri bunlara tefevvuk edememiştir.

Tamir için elimden geçen Baron Kemençe' lerin hepsinde tarih bulamadım.Ezcümle,Cemil merhumun <Andelib> ismini verdiği Kemençe'de bu meyandadır.(3)

Ancak ,rahmetli Kemal Niyazi Seyhun'a ait koyu renkli sarı ardıçtan mâmul fildişi ve bağ işlemeli Kemençe'de 1891 ,Ruşen Ferit Kam'a ait diğer bir Baron'da da (4) 1900, hâlen bende olan teknesinin dışı fildişi ile kaplı keza ,Baron yapısı bir Kemençe' de de 1899 tarihini tesbit etmiş bulunuyorum.

Diğer Baron Kemençe'lerde tarih olmadığını gördüm .Kapağın içinde kurşun kalemle yazılmış yalnız imza vardı.

İzmitli'ye gelince.1954 senesinde Avukat Turgut Alporal'a ait İzmitli yapısı bir Kemençe'nin harap olan kapağını değiştirmiştim.Kapak içinde imzası ve gayet güzel yazı ile yazılmış 1899 tarihi vardı.Rumca bilenlere gösterdim. Fakat imzayı okuyan olmadı. Keza R.F.Kam'a ait diğer bir İzmitli yapısını da tamir etmiştim. Fakat tamir kapağın açılmasını icabettirmediği için,içinde tarih veya imza olup olmadığını bilmiyorum.Aynı hal pek yakında,Etem Üngör'de bulunan diğer bir İzmitli Kemençe'de dahi vukubulmuştur.

Şu kısa mâruzatımdan Baron ve İzmitli'nin muasır oldukları Baron'un XIX asrın sonları ile XX . asrın başında yaşadığı, İzmitli'nin ise XIX .asrın sonlarında yaşadığı ancak XX . asra intikal edip etmediğinin hâlen meçhul olduğu keyfiyeti ortaya çıkar.

Yine bu tarihlerde yaşamış olması melhuz olan <Büyük İzmitli > diye başka bir ustanın da iki tane Kemençe'si elimden geçmiştir.Küçük İzmitli'ye nazaran daha kaba bir yapı idi.Aidiyeti ve imal tarihi hakkında hâlen hafızamda bir iz yok.

Zamanımıza kadar intikal edebilmiş Baron ve İzmitli Kemençeleri eb'at bakımından mukayesesini şöyle yapabiliriz;

(Rakkamlar milimetre olup ortalama ve takribi olarak alınmıştır.) Bu ustalar daima 1-2 milimetre fark yapmışlardır.

KISIMLAR
BARON
İZMİTLİ

Boy

410

410

En

145

150

Sap kalınlığı

31

27

Tekne derinliği

35

27

Göğüs delikleri

Büyükçe

Daha küçük

Yapı

Kaba ve ihmalkâr

İtinalı ve zarif

Kapak kalınlığı

6-7

5-6

Kapak durumu

Düze yakın

Hafif bombeli

Diğer ustaları da şöyle anabiliriz; Vasil (5) , Murat Usta (Sümbül) , Vasıf Sedef (Sedefkâr) , Onnik Garipyan , Mustafa Sazer (Bursalı) , Cevdet Kozanoğlu , Aziz Mahmud , Üsküdarlı Mustafa Usta , Hadi Eroğluer , Çarşıkapılı İsmail Hakkı , Mümtaz Usta (Cami altında ressam) , Udi Arşak , Haldun Menemencioğlu

Saika-i merak ile iki ustanın eserlerinin hâlen kimlerde bulunduğunu şöyle tesbit ettim;

SAHİPLERİ
BARON
İZMİTLİ

R.F.Kam

3

1

K.N.Seyhun Veresesi

1

1

H.Menemencioğlu

3

-

F.Fersan

3

-

C.Orhon

2

-

H.Rit

1

-

N.Doğu

1

-

Naime Mesut Cemil

1

-

P.Leondaridis

1

-

S.Z.ÖzbekkanVeresesi

1

-

İ.Özgen

-

1

T.Alporal

-

1

K.Erdoğru

-

1

E.Erdoğru

-

1

E.R.Üngör

-

1

G.Osmanoğlu

2

-

Toplam

19

8

MEVCUT KEMENÇELER HAKKINDA DAHA SONRA E.R.ÜNGÖR TARAFINDAN YAPILAN EKLEMELER:

SAHİPLERİ
BARON
İZMİTLİ

Kâmuran Erdoğru

2

1

Tokai Üniversitesi

1

-

Cüneyt Orhon 4 -
Faruk Fattah 1 -
Etem Ruhi Üngör 1 -


 

(1) Sıcak iklim ağacı olup en ziyade Afrika'da yetişir.

(2)Asuman Onaran <<Kemençe Seslerinin Armonik Analizi>>(Bilim Doktora Tezi) Berksoy Matbaası,İst.1959. Sayfa 20:Tablo 6 v e 7 de Keman ile Kemençe arasında yapılmış olan mukayeseye nazarı itibara alacak olursak Kemençe'nin Keman'a nazaran daha conconans ses verdiğini müşahede ederiz.Eski yapı iyi bir Keman'ın ortalama ton merkezinin değeri ortalama olarak 950 Sicl/Sec. Ve yeni yapı iyi bir Keman'ınki ise 1080 (2) olduğuna göre tablo (2) deki tel frekansları için Kemençe daha melodik ses veriyor demektir.

(3)Bu Kemençe halen Ruşen Ferid Kam'dadır.

(4)Merhum S.Z.Özpekkan'dan intikal etmiştir.

(5)Kemençeci Vasilâki ile karıştırılmamalıdır.

sayfa 2 >>

   
kemenceviler@gmail.com